İstanbulda Özel Ders

İstanbulda oturan aileler için evlerinde özel ders alma imkanı. Ayrıca Fen ve sosyal derslerde de destek alarak dershanelere ihtiyaçları kalmayacak. Daha çok boş vakitleri olacak.

Site içeriğimi incelemeyi unutmayın.

İstanbulda Özel Ders Alma Şansı

İstanbulda Özel Matematik Dersi

ETKİLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Alıntı adresi:http://izmitcahitelginkananadolulisesi.k12.tr/rehberlik/etkili_calisma/4.doc

OKULDA ÖĞRENCİNİN BAŞARISINI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ETKİLEYEN ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI

* Planlı ve programlı çalışma

* Zamanın iyi kullanılması ve planlanması

Çalışma ortamının düzenlenmesi

* Not tutma

* Etkili dinleme

* Verimli okuma

* Özet çıkarma

* Güdülenme

* Derse hazırlıklı gelme

* Tekrar

PLANLI VE PROGRAMLI ÇALIŞMA

Planlı çalışarak her işe gerektiği kadar zaman ayırabilirsiniz. Günü gününe çalıştığınız için sınavlar öncesinde aşırı çalışmaya gerek kalmaz. Çalışma veriminiz artar, öğrendikleriniz daha kalıcı ve etkili olur.

EĞER;

* Amaçsızsanız,

* Plan ve programsız çalışıyorsanız,

* Evin değişik yerlerinde çalışıyorsanız,

* Yatarak, uzanarak ders çalışıyorsanız,

*TV karşısında ya da müzik dinleyerek çalışıyorsanız,

* Ezberleyerek öğrenmeye çalıyorsanız,

* Kaynaklardan yararlanmıyorsanız,

YANLIŞ ÇALIŞIYORSUNUZ !

İYİ BİR DİNLEYİCİ OLMAK İÇİN

* Öğretmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler

söyleyebileceğini tahmin edin.

* Öğretmen konuyu anlatırken ip uçları verebilir, bunlara dikkat

edin.

* Derse aktif katılın.

* Anlaşılmayan noktaları mutlaka öğretmenize sorun.

* Not tutarak dinlediklerinizi tekrar edin, böylelikle devamlı

uyanık kalabilirsiniz.

VERİMLİ OKUMA

* Bölüm içinde neler olduğunu öğrenmek için ana başlıklar, resim

ve şekilleri gözden geçirin.

* Göz atma sırasında kendinize konuyla ilgili sorular sorun.

* Kafanızda oluşan genel fikre ve çıkardığınız sorulara göre

metni okumaya başlayın.

* Metne ya da notlara bakmadan konuyu kısaca (4-5 dk.)

tekrarlayın.

ÖZET ÇIKARMA

Öncelikle kitaplardaki, bölüm-ünite sonlarındaki özetleri okuyarak, metin ile özeti karşılaştırarak bu konudaki becerinizi geliştirin.

GÜDÜLENME

“Çalışmaya başlayamıyorum”,

“Kitaba bakarak öylece oturuyorum” diyorsanız ?

* Bir amaç belirleyin.

* Belli bir zaman süreci içinde çalışmayı alışkanlık haline getirin.

* Yaşam büyük bir yarıştır; bu yarışta kazananlar da olur, kaybedenler de. “Siz hangi tarafta olmak istersiniz?” kazanmak için çaba gerekir. İşe çalışma düzeninizi değiştirerek başlayın.

TEKRAR :

Öğrenilen bilgilerin % 70’i 1 saat içinde,

% 80’i 24 saat içinde unutulmaktadır.

UNUTMAYI AZALTAN EN ÖNEMLİ ETKİNLİK TEKRARDIR !

* Sürekli ve belirli aralıklarla tekrar yapın.

* Özellikle uykudan önce yapılan tekrarlar unutmayı engeller.

O gün çalıştığınız dersleri uyumadan önce tekrar edin.

* Bilginin daha kalıcı olması için sabah kalktığınızda da tekrar

yapabilirsiniz.

* Haftanın belirli saatlerini, ayın belirli günlerini tekrar yapmak

amacıyla belirleyin.

* Tuttuğunuz notlarla tekrar yaparsanız zaman kazanırsınız.

* Bir başkasına anlatarak tekrar yapmanın da büyük yararı

vardır.

* Tekrar yaparken aynı türden dersleri bir arada çalışmayın.

Bu durum sıkıcı olacağı için dikkatinizi dağıtır.

* Tekrarlar sonunda konuyu ne derece bildiğinizi ölçmenin

yolu bol bol soru çözmektir.

ZAMANIN İYİ KULLANILMASI VE PLANLANMASI

Çalışmaya başlamada en çok zaman ve enerji kaybımız; ne çalışacağımıza karar verme, gerekli malzemeyi bir araya getirme, ön hazırlık yapma ve sonuç olarak çalışmaya oturma sürecinde meydana gelir.

Zamanı planlarken;

* Hangi dersin hangi saatte çalışılacağı planlanmalıdır.

Çalışma sırasında her derse belirli bir süre ayrılmalıdır.

* En verimli çalışma aralıklı çalışmadır. 40 dakika çalışıp 10 dakika dinlenilmelidir.

* Birbirine benzeyen dersler üst üste çalışılmamalıdır.

ÇALIŞMA ORTAMININ DÜZENLENMESİ

Zamanı düzenlemek kadar, öğrencinin çalışma ortamını düzenlenmesi de çalışma verimini önemli ölçüde etkiler.

Çalışma odası iyi havalandırılmış olmalı ve uygun bir ısıya sahip olmalıdır.

Çalışma masasının etrafında öğrencinin dikkatini dağıtacak resimler, posterler olmamalıdır.

Çalışma odası sakin ve gürültüsüz olmalıdır.

* Sadece masada ders çalışılmalıdır.

* Öğrencinin çalışması için bağımsız bir odası yoksa evin bir köşesi çalışma için ayrılmalıdır.

* Masanın üzerinde sadece çalışmanın malzemeleri bulunmalıdır.

NOT TUTMA

Okunan bilginin % 20’si,

Okuduktan sonra dinlenen bilginin % 40’ı,

okunup dinlendikten sonra yazılan bilginin % 60’ı akılda kalır.

* Bilgiyi saklamanın ve ilerde anımsamanın en etkili yolu not

almak, daha sonra bu bilgileri tekrarlamaktır.

* En etkili öğrenme öğrenci derse katıldığı zaman gerçekleşir.

Not alarak derse katılan öğrencinin dikkati dağılmaz.

* Not tutan öğrenci, notlarını not tuttuğu günün akşamı veya bir

sonraki dersten önce yeniden gözden geçirirse, konuyu

tekrarlamış olur.

( Not tutmada en önemli ilke, anlatılanları bire bir yazmak değil, önemli kısımları, ana düşünceleri dinleyenin kendi cümleleriyle yazmasıdır. Alınan notlar eve gelince temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.)

ETKİLİ DİNLEME

Derste dinleme yolu ile öğrenme, öğrencinin kendi başına öğrenmesinden hem daha etkili hem de daha kısa sürede gerçekleşir.

Matematik dersine nasıl çalışmalıyız?

Alıntı: http://www.okulpdr.net

Matematik dersini nasıl çalışmalıyız?

Çocukluğumuzdan beri öğrenme konusunda aldığımız birçok nasihat da bu doğrultuda değil midir? Öğretmenlerimizin, “Çocuklar; soruyu anlamak çözmenin yarısıdır.” sözü hala kulaklarımızdadır. Kaldı ki Einstein bu oranı % 50’den % 75’e çıkartarak “soruyu anlamanın” önemini vurgulamıştır.

Gelelim Matematik öğrenmeye…

Öğrenmenin ilk adımı “Kişinin bilmediğini farketmesidir.” Bilmediğini farkedemeyen kişiler hayatları boyu cahil kalmaya mahkûm olurlar. Hatta diyebiliriz ki “İnsanın bilmediği konuları hissetmesi, bildiği konuların büyüklüğü oranındadır.”

Şimdi size bir soru; düşünün ve doğru cevabı verin.

Matematiksel ne biliyorsunuz?

Aşağıdakilerden kendinize uyanı belirleyin:

· İşlem kabiliyetim az ve konuları anlayamıyorum.

· İşlem kabiliyetim iyi, fakat konulara yabancıyım.

· Konuları anlıyorum, fakat işlem kabiliyetim az.

· İşlem kabiliyetim iyi, hem de konuları biliyorum; fakat çok yanlış yapıyorum.

· Matematiğim mükemmel, geliştirmek istiyorum.

Bu kurallardan hareketle bilmediklerimizi öğrenmeye, öğrendiklerimizi de geliştirmeye başlayabiliriz.
İşlem Kabiliyetim Az ve Konuları Anlayamıyorum

Nasıl ki alfabenin harflerini bilmeyen kişi okuyamaz, yazamaz, Matematiğin temel kurallarını bilmeyen öğrenci de Matematik konularını anlayamaz.

İki kare farkının açılımını (x2 – y2 = (x – y) (x +y)),

Tam kare açılımını ((x + y)2 = x2+ 2xy + y2),

bilmeyen öğrenciden Matematik konularını anlaması beklenemez. Matematiğin alfabesi de bu tür bağıntılardan oluşur.

Demek ki önce Matematiğin temel özelik ve özdeşliklerini öğrenmek gereklidir.

Bunun için aşağıda adlarını sıraladığımız konuları ele almalısınız.

Rasyonel Sayılar ve İşlemleri,

Üslü – Köklü İfadeler,

Çarpanlara Ayırma ve Özdeşlikler.

İşlem Kabiliyetim İyi, Fakat Konulara Yabancıyım

İşlem kabiliyetinizin iyi olması, Matematik konularını öğrenebileceğinizi gösterir. Çünkü, bir binanın sağlamlığı temelinin sağlam oluşu nispetindedir. Sizin vakit geçirmeden yapmanız gereken şey, hiç bilmediğiniz konulardan değil de, az bildiğiniz konulardan çalışmaya başlamaktır. Eğer konuyu az-çok biliyor ve konu üzerinde işlem yapabiliyorsanız, bu konuları tam anlamıyla öğrenme yolu açıktır.

Sonuç olarak, önce kendinizi eksik gördüğünüz konuları ele alın ve tamamlayın, daha sonra hiç bilmediğiniz konulara çalışın.

Konuları Anlıyorum, Fakat İşlem Kabiliyetim Az

Konuları anlayabilmek, kültürünüzün o konuyu öğrenmeye yeterli olduğunun göstergesidir. İşlem kabiliyetinizin az oluşu da çok soru çözmediğinizi belirtir. İşlem kabiliyetinizi geliştirmenin en güzel yöntemi bol soru çözmektir.

Bu sayede hem konuları pekiştirmiş hem de hız kazanmış olursunuz. Biliyorsunuz ki üniversite sınavı belli bir zaman sınırlaması içerisinde yapılmaktadır.

Bir öğrenci konuları bilse, fakat testleri yavaş çözse üniversite sınavlarında gereken başarıyı gösteremez. İstediğiniz bölümü kazanmak istiyorsanız bol test çözünüz.

Az sorulu bir çalışmayla, bol sorulu bir çalışmayı; az antrenman yapan bir sporcunun durumuyla çok antrenman yapan bir sporcunun durumunu kıyaslayarak anlayabilirsiniz.

İşlem Kabiliyetim İyi Hem de Konuları Biliyorum; Fakat Çok Yanlış Yapıyorum

Bu sizin aceleci bir ruh haline sahip olduğunuzu, çalışmalarınızı belli bir sistem çerçevesinde yapmadığınızı gösterir. Tavsiyemiz bir bilene gidin, kalan günlerinizi nasıl değerlendirmeniz gerektiğini programlatın.

Matematiğim Mükemmel, Geliştirmek İstiyorum

Size tavsiyemiz sistemli çalışmanız, çalışkan insanlarla yarış ortamlarında birlikte olmanız ve Soru Bankaları ile dostluğunuzu ilerletmenizdir.

Geometri dersinden hangi bölümlerden soru gelebilir?

ÖSS’de Geometri dersinden gelebilecek soruları 5 ana başlık altında toplayabiliriz. Ama Geometri dersinde karşılaşabileceğimiz sorular, bu başlıklarda belirtilen konuların karışımı halinde de karşımıza çıkabilir (Dörtgenlerde, üçgen özellikleri ya da çemberde, dörtgen ve benzerlik özellikleri gibi). Aşağıda Matematik – 1 testinde gelecek Geometri konuları görülmektedir.

1. Üçgenler (Açılar, üçgende uzunluk ve alan, benzerlik, açı – kenar bağıntıları)

2. Çokgenler ve Dörtgenler (Çokgenlerin ve dörtgenlerin açı, uzunluk, alan özellikleri, özel dörtgenler)

3. Çember ve Daire (Çemberde açı ve uzunluk özellikleri, dairede uzunluk ve alanlar)

4. Noktanın ve Doğrunun Analitik İncelenmesi (Analitik düzlemde nokta ve doğruların durumları, simetri, eşitsizlik, grafik)

5. Katı Cisimler ve Uzay Geometri (Prizmalar, piramitler, küre, dönel cisimler)

Sınavın 2. Bölümün de dediğimiz alan dersleriyle ilgili olan testlerden Matematik – 2 testinde Geometri ile ilgili daha detaylı ve zor diyebileceğimiz sorular gelmektedir ve yeni konular eklenmeyecektir.

Not : Bu başlıklar altındaki konulardan çıkan sorular, genellikle iç içe olmaktadır. Çemberde dörtgen özelliği, analitik incelemede üçgen özelliği, katı cisimlerde üçgen ve benzerlik özelliği gibi. Yani temel bilgilerin çok iyi bilinmesi gerekiyor.

Geometri dersini hangi yöntemle çalışırsak daha başarılı oluruz?

Geometri, konularını öğrendikçe, soruları daha rahat çözebileceğiniz ve çözdükçe zevk alacağınız bir derstir. Bu ders kuralları, sorular üzerinde görmeye ve uygulamaya dayanır. Geometri dikkat gerektiren bir derstir ve dikkatin dağınık olduğu zamanlarda çalışılmamalıdır.

Geometri dersine çalışmayı iki bölümde ele alabiliriz:

I. Konuları Öğrenme

II. Test Sorularını Çözme

Konuları Öğrenme

Geometri konularını öğrenmede yardımcı olacak ve yol gösterecek bir rehbere ihtiyacınız vardır. Hizmetimiz bu işlevi en iyi şekilde yerine getirecektir.

Konuları sırasıyla inceleyip, özelliklerini yazarak tekrar ederseniz öğrenmeniz kolaylaşır. Konuların işleniş sırasını dikkate alınız. Çünkü Geometride bilgiler devamlı yinelenir. Konular birbiriyle yakından ilgilidir. Verilen bilgileri, ilgili örneklerle pekiştirip, bol bol çözümlü örnek inceleyiniz.

Aynı zamanda, bir bilginin farklı kullanım ve çözüm teknikleri olduğunu görmelisiniz. Bir konuyu öğrendiğinize karar verdiğinizde, o konu ile ilgili cevaplı test çözmeye başlayabilirsiniz. Yanlışlarınız varsa ilgili sorunun ilgili bilgi kısmına bir kez daha göz atınız.Çözümlü örnekleri önce kendiniz çözüp sonra çözümünden kontrol ediniz.

Test Çözme

Soruları çözerken dikkat edilecek noktalar;

Soruda verilen bilgileri şekle, doğru aktarabilmelisiniz.

İstenen sonuca ulaşmak için şekildeki verileri sorgulamalısınız; ne için verilmiş, nasıl kullanabilirim, bu veri ne işe yarar gibi sorular sormalısınız. Bu arada zihninizde, o konunun bilgileri canlanmalı ve bu bilgileri kullanabilmelisiniz.

Bazen çizgi çizmek gerekebilir. Hangi noktadan ne tür bir çizgi çizmenin daha uygun olduğunu (dikme, paralel, kenarortay vb.) düşünmelisiniz.

Geometri’de matematiksel işlemler sık sık kullanılmaktadır. Bu yüzden üslü, köklü sayılar, birinci ve ikinci derece denklemler gibi konular yüzeysel dahi olsa bilinmelidir.

Doğru işlemler ve sadeleştirmeler yaparak sonuca ulaştığınızdan emin olmalısınız.

Geometri sorularının birden fazla çözüm yolu olabilmektedir. Farklı bir yoldan soruyu çözebiliyorsanız sonuçları karşılaştırınız.

Matematiği sevmek için ne yapmalı?

Tek bir cümleyle cevap verirsek: Sevmek için başarılı olmalısınız. İnsanlar başarılı olduğu şeyleri sever, başarısız olduğu şeyleri sevmez.

Başarılı olmak için ne yapmalıyız?

Eksiklerinizi kapatmalısınız. 5 veya 10 yıllık eksikleriniz bile olsa kapatılabilir. En kısa yol özel ders. En uzun yolda sabırla tek tek geçmiş yıllardaki bilgilerdeki eksiklerinizi bulmaya çalışmaktır. Şunu bilin ki yeni sınıfınızdaki hocanız sizin 5 yıllık eksiklerini kapatmayacaktır. Mutlaka kendiniz eksiklerinizi telafi edip müfredatı yakalamalısınız. Yoksa hiçbir zaman neden matematiği anlamadığınızı bulamayacaksınız. Ve matematikten iyi olmanın bazı insanlara has olduğuna inanıp pes edeceksiniz. Konu ile ilgilenenler yorum kısmından karşılaştığı sorunları yazarsa konuyu daha da geliştireceğim. Şimdilik görüşmek üzere.

Sorumluluk ve Ortalama Yükseltme Sınavları Hakkında

SORUMLULUK : Öğrencilerin Okudukları Eğitim yılından değil daha önceki yıllarda başarısız oldukları derslerdir.

SORUMLULUK SINAVI : Önceki yıllardan başarısızlığı bulunan öğrencilerin başarısız oldukları derslerden yapılan sınavlardır.

Sorumluluk sınavları her Eğitim yılında 3 dönem halinde yapılır.

1. Dönem : Eğitim yılının ikinci yarısının başladığı ilk hafta.

2. Dönem : Yaz tatilinin başladığı ikinci hafta

3. Dönem : Ağustos ayının son haftası veya Eylül ayını ilk haftası.

SORUMLULUK SINAVI UYGULANIŞI:

1. Sorumluluk sınavlarında ortalama yükseltme sınavlarında olduğu gibi sayı sınırı yoktur. Öğrenciler sorumlu oldukları derslerin tamamından sınavlara girebilirler.

2. Sorumluluk sınavlarına girebilmek için öğrencilerin dilekçe vermelerine gerek yoktur.

3. Her öğrenci sorumluluğu olan dersleri bilmek zorundadır. Okulumuz sorumluluk sınavı dönemlerinde sorumlu dersleri olan öğrencilerin listesini ilan panosunda ve web sitemizden 2 hafta önceden duyurmaktadır.

ORTALAMA YÜKSELTME SINAVLARI :

Ortalama Yükseltme Sınavları Öğrencilerin okudukları sınıfın derslerinden ister başarısız olsunlar ister başarısız olmasınlar birebilecekleri sınavlardır.

Bir dersten başarısız olan öğrenci bu sınavlardan 45 alarak o dersten başarılı olmuş sayılır.

Ortalama yükseltme sınavlarına giren öğrencilerin yıl sonu puanı ile Ortalama Yükseltme Sınavından almış olduğu sınavın ortalaması yeni yıl sonu puanı olarak geçer ve bu yeni puan diploma notunun hesaplanmasında esas alınır. Öğrenci geçtiği dersten 45 ten küçük bir not almış olsa bile o dersten başarısız sayılmaz.

ORTALAMA YÜKSELTME SINAVLARININ UYGUANIŞI :

1. Ortalama Yükseltme Sınavları yılda sadece 1 kez Haziran ayında karne aldıktan 2 hafta sonra yapılır. (2. kez Eylül ayında yapılan ortalama yükseltme sınavları Milli Eğitim Bakanlığının Ağustos ayında göndereceği genelge ile yapılabilir. Bu sınavların yapılıp yapılmayacağı hiçbir yıl kesin olarak bilinmemektedir.)

1. Ortalama yükseltme sınavlarına öğrenciler en fazla 4 dersten girebilirler. Hangi derslerden sınavlara gireceklerini okul idaresine verecekleri dilekçe ile bildirmek zorundadırlar.

2010 Ortalama Yükseltme ve Sorumluluk sınavları yapılacak mı?

2009-2010 Eğitim-Öğretim yılını sona ermesinin hemen ardından liselerde oratalam yükseltme ve sorumluluk sınavları yapıldı. Birçok öğrenci bu sınavlar sayesinde sorumlu olduğu dersleri kurtardı veya ortalamasını yükseltti.Ancak kimi öğrenciler de ya sınava giremedi ya da sınavdan kötü puan alarak  dersleri geçemedi. Bu öğrencilerin merak ettiği konu şu: 2010 Eylül ayında Ortalama Yükseltme ve Sorumluluk Sınavlarının tekrarı yapılacak mı? Bir hak daha verilecek mi?

Geçen yıl da aynı sorun vardı ve Milli Eğitim Bakanlığı yayımladığı genelgeyle eylül ayında bir sınav hakkı daha vermişti. Ve eylül ayında yapılan sınavlar sayesinde binlerce öğrenci sınıfta kalmaktan ya da okuldan atılmaktan kurtulmuştu. Aynı şekilde bu yıla baktığımız da yine sınavı kaçıran ya da dersi geçemeyen öğrenci sayısı bir hayli fazla. Milli Eğitim Bakanlığından bugünlerde yoğun bir istek var, sınavların eylül ayında tekrar edilmesi için.

Bu sebeple rahatlıkla söyleyebiliriz ki, 2010 Eylül ayında bu Ortalama Yükseltme ve Sorumluluk Sınavlarını tekrarı yapılacaktır. Zaten yapılmadığına şu ana kadar tanık olmadık.

İçeriğini net olarak bilmemekle birlikte Milli Eğitim Bakanlığının yayımlayacağı genelgede şu koşulların yer alması bekleniyor:

1) En fazla dört  dersten sınava girilebilecek,

2)Başvurular ağustosun ikinci haftası itibariyle alınacak(Tabi sizler ağustos ayı itibariyle iyi takip etmelisiniz.)

3) Haziran ve temmuz ayında yapılan sorumluluk sınavlarından kötü not alarak okulla ilişiği kesilenler de bu sınavdan faydalabilecek ve eğer dersleri geçmeleri durumunda okula devam edebilecekler.00

4)Başvuruları ağustos ayında alınacak olan bu sınavlar eylül ayının ilk iki haftası içerisinde gerçekleştirilecek.

Sınav tarihleri her okul için ayrı olacağından sınav tarihlerini okullarınızdan öğreneceksiniz. Sınavlara iyi hazırlanıp borçlu geçmemeye gayret etmelisiniz.

2011 SBS Sınavı Ne zaman?

SBS sınavları artık kaldırıldı. Hatta bu sınavları koyanları dershanelere avantaj sağlamak için koydu diye suçladılar. Artık sınav sadece 8. sınıfta ve adı TEOG oldu.

 

 

*8’inci sınıflar SBS 05 Haziran 2010 Cumartesi,

*7’nci sınıflar SBS 06 Haziran 2010 Pazar,
*6’ncı sınıflar SBS 12 Haziran 2010 Cumartesi günü yapılmıştı.

Okullar ne zaman açılacak?

Bir tatil dönemi daha bitti. Yeni eğitim öğretim dönemi başlamak üzere.

2010-2011 Dönemi Okullar bayram sonrası açılacak
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okulların açılış tarihinin bir hafta ertelendiğini bildirdi. Açıklamaya göre, daha önce 13 Eylül Pazartesi olarak duyurulan okul açılış tarihi Ramazan Bayramı’nın 9-11 Eylül’de kutlanacak olması nedeniyle bir hafta ertelenerek 20 Eylül Pazartesi olarak belirlendi.

Ancak, ilköğretim birinci sınıfa başlayan öğrenciler okula uyum programlarına 13 Eylül’de başlayacak. Eğitim-öğretim yılı takvimi ise şöyle:
* Okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin eğitim-öğretime hazırlanması 13 Eylül 2010-17 Eylül 2010 tarihleri arasında yapılacak.
* Birinci kanaat dönemi 20 Eylül 2010’da başlayacak ve 28 Ocak 2011 Cuma günü sona erecek.
* Yarıyıl tatili 31 Ocak-11 Şubat 2011 tarihleri arasında olacak.
* İkinci kanaat dönemi 14 Şubat 2011 Pazartesi günü başlayacak ve 17 Haziran 2011 Cuma günü sona erecek.

Milliye Gazetesinden alıntıdır.

Matematiğin Önemi, Neden Matematik Öğreniyoruz? Matematik öğretiminin amacı

matematik öğretiminin amacı, neden matematik öğreniyoruz, matematik ne işe yarar?, matematik öğrenmenin amacı

Bir matematik öğretmeni olarak: “matematik benim ne işime yarayacak.” “Ben öğretmen olmayacağım ki”, “bir ekmeğin 2/5 inin fiyatı benim işime yaramaz ki ben ekmeği hep bütün olarak alırım” gibi sorulara hep rastlarım.

Genel olarak kendi fikrimden sonra matematiğin amaçları ile ilgili bir liste vereceğim; öncelikle farklı bir bakış açısı ile kendi fikrimi söyleyeyim.

Matematik gerçekten de tüm bilim dallarının en temel ve güvenilir araçlarından. Ama sıradan bir ev hanımının veya matematikle hiç ilgisi olmayan bir meslekte çalışan birinin denklemleri, sayılar arasındaki ilişkileri bilmesi, hiç kullanmayacağı formülleri ezberlemesi ne işe yarar?

Aslında matematik bir disiplindir. Hiç işinize yaramıyor gibi görünse de sizin düşüncenize bir disiplin getirir. Sizi sorunları çözme konusunda keskin bir bıçak yapar. Her duyduğunu kabullenmemeyi, ispat etmeyi öğretir. Bir şeye baktığınızda sıradan bir insandan farklı bir bakış açısı edinmenizi sağlar, estetik bir bakış açısı kazandırır size, yaptığınız işlerde, yediğiniz yemeklerde farklı bir tat bırakır. Unutmayın ki aynı şeyleri yapan insanlar farklı duygular yaşarlar. Kimini mutlu eden bir olay kimini mutsuz edebilir. Görünürde matematik bilende yaşıyor, bilmeyen de yaşıyor. Ama unutmayın ki matematik insan beyni için en ideal düşünce şeklini oluşturuyor.

Kimi insan bir tv kumandasına bakınca bile ona çok karmaşık bir şeymiş gibi gelirken kimi insana en karmaşık kitapları verdiğinizde yeterli sürede onu anlayıp kullanabilecek bir zihin yapısına sahip oluyor. Kimi beyinler sorunlara çözüm üretmeye can atarken, kiminde çözüm aramak gibi bir istek bulunmaz. Sadece kendine keyif veren belli başlı şeylerle ilgilenir.

Zeki olmak, karşılaştığı sorunlara çözümler üretebilmek, sorunlara kendine özgü çözüm getirebilmek insanı eğlendiren, mutlu eden bir şeydir.

Yazım şuan taslak görünümünde hazırlandı. Zamanla yazıyı ideal hale getireceğim. Şimdi bilim adamlarınca verilen yanıtlara geçelim. Yorumlarınızla yazıyı daha faydalı hale getirelim. Görüşmek üzere.

Mehmet Hattatoğlu

Matematiğin amaçlarını ve etkilerini genel olarak şöyle sıralayabiliriz:
Günlük Yaşamda;
· Düşünceleri açık ve kesin olarak belirtebilme
· Sezgisel egemenlik ve sağduyu sahibi olabilme
· Açık ve kesin anlatım gücü kazanma
· Bağımsız ve özgün düşünme alışkanlığı geliştirme
· Yeni düşünceleri kabule hazır olma
· Kendine güven duygusu geliştirme ve güçlü kişilik özelliklerine sahip olma
· Problem çözme becerilerini geliştirme ve bu becerileri gerçek yaşam problemlerini de içeren matematiksel problemleri çözmede kullanma
Eğitim Hayatında;
· Verileri sistematik olarak düzenleyebilme ve yorumlayabilme
· Usavurma yoluyla doğru sonuçlara ulaşabilme
· Temel ilişkileri bularak bir problemi çözümleyebilme
· Özgün düşünebilme ve araştırabilme
· Özel kavramları kesin olarak genelleyebilme.
· Matematiksel usavurma, istatistiksel usavurmanın doğasını ve sınırlılıklarını kavrama
· Sonuca ulaşmak için bilimsel düşünme ve usavurma alışkanlığı geliştirme
· Düzenli çalışma alışkanlıkları ve bir konu üzerinde yoğunlaşabilme gücü geliştirme
· Problem çözmede hesap makinesi ile bilgisayar kullanmayı öğrenerek matematiksel iletişim kurma
· Bir görevi sistematik olarak ve mantıksal bir biçimde tanımlama alışkanlığı geliştirme
Günlük yaşam ve eğitim hayatı şeklinde gruplara ayrılmasına rağmen matematik hayatın her alnında kullanıldığı için grupların birbirinden kesin sınırlar dahilinde ayrılması zordur.
Bununla birlikte, toplumlarda matematikle ilgili bazı efsaneler yaratılmış olup bunların bazıları kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:
· Matematik yapmak, doğru yanıtı elde etmektir.
· Tüm yararlı matematik, yıllar önce keşfedilmiştir.
· Matematikte başarılı olmak daha çok doğuştan yeteneklere bağlıdır çok çalışmaya değil.
· Çok iş, az matematik gerektirir.
· Bayanlar matematikte daha az yeteneklidir.
Bu tür soruların yanıtını, matematik eğitimcileri uzun süre araştırmış, efsanelerin geçerli olmadığı görülmüştür.

1.4. Matematik Hangi Alanlarda Karşımıza Çıkmaktadır?
Matematiğin bireyi ve toplumu hangi işlevleriyle, nasıl etkilediğini bilmek gerekliliği kaçınılmazdır.
Matematik, gelişmesini her yönde sürdürmektedir ve bu anlamda çok canlıdır. Son iki yüzyıl boyunca görünümünü oldukça değiştirmiş olmasına karşın; geçmişinden hiçbir şeyi yadsımamıştır. Evkleides teoremlerini içeren önermeler, günümüzde de teorileri olarak kalmıştır. Olsa olsa tuttukları yer değişiktir. Günümüzde matematik kendi dinamiğinin yanı sıra başka bilimlerle arasındaki etkileşim nedeniyle çok hızlı bir gelişme göstermektedir. XlX. yüzyıl içinde matematikte görülen hızlı ve olağanüstü gelişmeler, aynı zamanda felsefî nitelikler de taşımaktadır. Genel düşünce ve çözümlere önem vermektedir. ‘XX.yüzyıl matematiği eski ve klasik yapıyı hemen hemen her dalda değiştirecek yeni ve geniş ufuklara açılmıştır. Bu arada “Modern Matematik” denilen çok gelişmiş; o ölçüde de basitleşmiş, kolaylaşmış yeni bir matematik şekli ortaya çıkmıştır. Uzay yolculuklarının çok rakamlı hesapları, ancak bu yöntemle yapılabilmektedir. “Elektronik Beyin” denilen bilgisayar makineleri de bu esasa göre kurulmuştur.’ (3) Bilgisayarların geliştirilmesiyle hesaplamalar için gereken süreler kısalmıştır. Astronomi ölçüleri ve zamanın belirlenmesiyle ilgili hesapların doğruluk derecesi arttıkça, denizcilik ve haritacılık da gelişti, zaman içinde matematik daha iyi gemilerin, lokomotiflerin, otomobillerin ve sonunda da uçakların tasarımı için kullanıldı. Radar sistemlerinin tasarımında aya ve bazı gezegenlere roket gönderilmesinde de matematikten yararlanıldı. İşte bu birkaç örnek matematiğin yeni gelişimini bize gösterir.
Okullarımızda, matematiğin yaşamın bir parçası olduğu öğrenciye hissettirilmelidir. Öğrendiği bilgileri yaşamına uygulayabilmelidir. Öğretim sistemimizde sanki gelenekleşen yanlış düşünceler vardır. Matematiği aile olarak, öğretmen olarak, okul olarak çoğunlukla yanlış yorumluyoruz. Zekâ ve yeteneğin asıl ölçeği olarak görüyoruz. Oysa matematik de, diğerleri gibi öğrenilmesi gereken bilgilerdendir. Öğrencinin ilgi ve yeteneğine göre az ya da çok öğretilmelidir. Başka bir deyişle; matematiği ürkütücü kılan psikolojik nedenler öncelikle giderilmelidir.
‘Çocuk psikolojisi üzerinde çalışanlar, çocukların özellikle ilkokulda matematiğe karşı tavır aldıklarını belirtiyorlar. Sorun, hem işlevsellik hem de yöntem sorunudur. Özellikle temel eğitimde öğrenci, öğrendiği bilgileri kullanabilmelidir. Çocuk, günlük hayatında bin bir türlü matematik işlemi ile karşı karşıyadır. Matematiğin sağladığı olanaklarla kavramsal düşünecektir.’(2)
Matematik dersinin her basamakta hayat için olması zorunludur. Yeni yetişen kuşaklara matematiksel görüş, matematiksel düşünüş vermek artık bir zorunluluktur. Matematiği bir eğitim olgusu olarak düşünmek gerekir ve matematiği diğer derslerle paralel yürütmenin de önemini bilmek gereklidir.
Matematik, “İnsanca” yaşamayı, öğretmeyi hedefler. Öğrencilerin analiz, sentez, kavrama, tümdengelim, tümevarım gibi akıl yürütmelerine olanak sağlar. Öğrencilerin kararlı, düzenli ve sistemli olmalarına yardım eder. Öğrencileri ön yargılardan uzak tutar, sabırlı olmayı öğretir. Edinilen bilgilerin günlük yaşama geçirilmesine etkin olur. Yorum güçlerini geliştirir. Edinilen bilgileri fen ve sosyal bilimlere transfer etme olanağını sağlar. Zihin ve yetenek gelişmesine yardımcı olur.
Matematikte düzenli, planlı ve sabırlı çalışma ile başarılı olunabilir. Soruları çözerken çağrışım, benzerlik yorumlara yer verilmeli, çok uygulama yapılmalıdır. Verimli etkin çalışma ile düzenli tekrar teknikleri kullanılmalıdır, hedef belirlenmeli, program yapılarak kararlı bir biçimde uygulanmalı, başarılı olunacağına inanılmalıdır.
‘İnsanoğlu binlerce yıl boyunca, doğa olaylarını açıklamaya, içinde yaşadığı evreni bilmeye ve doğaya egemen olmaya çabalamaktadır. Bu çabada onun en sağlam aracı, matematiktir. Doğaüstü görünen pek çok olayın açıklaması yine matematikle verilebilmiştir. Ve yine temel yapısı matematiğe dayanan elektrik ve magnetizma kuramı olmadan; radyolarımız çalmaz, televizyonlarımız göstermez, evlerimiz aydınlanmaz, fabrikalarımıza enerji akmaz, röntgen aygıtı çalışmaz, haberleşme ağı kurulamazdı.’ (7)
İnsanlar ufkunu ne kadar geliştirirlerse, matematik de hiç durmadan gelişimini devam ettirecektir. Toplum; bu yeni gelişmeler ve eğilimler sayesinde matematiği daha da geliştirip ondan daha fazla yararlanma olanağını elde edecek ve matematik diğer bilimlerde anahtar görevi görmeye devam edecektir. Süregelen tarihi sürecinde Matematiğin amacının insanların doğuştan getirdiği düşünme kabiliyetini geliştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Matematik, bizlere bir kısım bilgiler kazandırarak karşılaşacağımız olay ve problemlerde inceleme, araştırma ve karşılaştırmalar yaptırarak, düzenli ve dikkatli olmamızı, mantıklı düşünmemizi ve her konuda doğruyu bulmamızı sağlar. Problemleri çözerken değişik bağlantıları bulmak insana heyecan verir. Böylece insanda yeni şeyler bulma arzusu doğar. Bütün bilimlerin doğması ve gelişmesi insandaki bu arzudan doğmuş bu da matematik yardımıyla olmuştur. Bu sebeple bütün bilim dallarında matematikten yararlanılır. Matematik nitelikleri değil nicelikleri konu edinir, fakat niteliği bulunan her şeyin sayılabilir ve ölçülebilir olması, matematiğin fen bilimleri ve teknolojinin yanında değil sosyal bilimlerde de vazgeçilmez olmasını sağlamıştır. Bu yüzden matematik her öğrencinin öğrenmesi gereken bir bilimdir.
Temel matematik bilgi ve becerileri edinmemiş bireyin yaşantısını sürdürmede, özgürleşmekte ve yaşam boyu öğrenme sürecinde çeşitli sorunları olacaktır. Bu nedenle hayatın içinden gelen matematiği yine hayatımızı kolaylaştırmak için hayata katarız.
‘Günlük yaşantımızda, okulda ve iş dünyasında matematiğin önemi ve gerekliliği yadsınmamaktadır. Bunun kanıtı, ilköğretimin ilk yıllarından başlayarak zorunlu eğitim süresi içinde öğretim programlarında matematik derslerine zaman çizelgesinde yer verilir; bir üst okulların veya bir mesleğe giriş sınavlarında bir takım matematik soruları sorulur. Bunun, kuşkusuz, bir dizi önemli ve tartışmasız kabul edilen nedenleri vardır. Bunlardan biri, matematiğin güncel yaşamda, düşünme ve karar vermede vazgeçilmez zihinsel etkinlikler içermesi iken diğer bir nedeni de matematiğin bilimsel çalışmalarda ortak dil ve araç olmasıdır. Ancak, başta matematikten ne anlaşıldığı olmak üzere okullarda neyin, niçin, ne ölçüde ve nasıl öğrenme-öğrenme konusu olacağı, sürekli tartışma konusu olmaktadır.’ (4)
‘İnsanlar günlük yaşamda sık sık aritmetikten yararlanmakla birlikte üzerinde hemen hemen hiç düşünmezler. Örneğin; günlük dilde kullandığımız birçok sözcüğün anlamını da pek bilmeyiz. Sorulursa şaşırırız, bocalarız. Aslında düşünmeden yaptığımız birçok davranışın nedenlerini de araştırmayız. Herhangi bir şey satın alan biri ödediği ücreti ve geri aldığı para üstünü sayarken ticaretin başladığı dönemden beri kullanılan bilgileri kullandığını fark etmez bile, temel toplama ve eşitlik kavramlarını kullandığını düşünmez.’ (5) Pazarda alışveriş yaparken, arsasını ölçerken, borsaya bakıp hissesinin değerinin artış miktarını hesaplarken, kişi bilinçli bir şekilde matematik yapmakta, matematik becerilerini ve bilgilerini kullanmaktadır.

Matematik Nedir?

Hızla gelişen ve değişen dünyamızda, genellikle öğrencilere sıkıcı, sevilmeyen ve soyut, (öğrenci diliyle zor, kabus,…) bir disiplin olarak görülen Matematiğin yeri ve önemi giderek artmaktadır.

Matematik Terimleri Sözlüğü’nde Matematik; “biçim, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkilerini us bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzay bilim gibi dallara ayrılan bilim” olarak tanımlanmaktadır. Ancak “Matematik nedir?” sorusunu tek bir tanımla tam olarak yanıtlamak oldukça güçtür.

Matematiğin ne olduğunu, onun özelliklerini ve öğelerini belirterek daha iyi açıklamak mümkündür.

Matematiğin öğeleri ise, mantık, sezgi, çözümleme, yapı kurma, genellik, bireysellik ve estetikten oluşur.

Bu özellik ve öğelere dayalı olarak şunu belirtebiliriz. Matematik, yeni bilgilerin elde edilmesi, elde edilen bilgilerin açıklanması, denetlenmesi ve sonraki kuşaklara aktarılmasında yer ve zamana bağlı olmayan güvenilir bir araçtır.

Bir Düşünce biçimi ve evrensel bir dil olan matematik günümüzün gelişen dünyasında birey, toplum, bilim ve teknoloji için vazgeçilmez bir alandır. Günlük yaşamda, iş ve meslekte gerekli olan çözümleyebilme, usavurabilme,iletişim kurabilme, genelleştirme yapabilme, yaratıcı ve bağımsız düşünebilme gibi üst düzey davranışları geliştiren bir alan olarak matematiğin öğrenilmesi kaçınılmazdır.Günümüz toplumunun, sorunların üstesinden gelebilecek, problem çözebilecek bireylere gereksinmesi vardır. Matematik öğretiminin her aşamasında matematik öğretiminin amaçları ve öğretimde kullanılacak genel ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır. matematik her biri üzerine kurularak gelişen bir alan olduğundan, ön öğrenmelerin önemi büyüktür. Bu durum her zaman hatırlanmalı ve her aşamada ölçme ve değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca, matematik öğretiminde duyuşsal özellikler dikkate alınmalı ve öğrencilerin matematiğe ve matematik dersine karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine yardımcı olunmalıdır. Planlı öğretimin tüm ilkelerine matematik öğretiminde de uyulmalıdır.

Matematiğin Özellikleri

  • Matematik bir disiplindir.
  • Matematik bir bilgi alanıdır.
  • Matematik, bir iletişim aracıdır.Çünkü kendine özgü bir dili vardır.
  • Matematik, ardışık ve yığmalıdır, birbiri üzerine kurulur.
  • Matematik, varlıkların kendileriyle değil, aralarındaki ilişkilerle ilgilenir.
  • Matematik, bir çok bilim dalının kullandığı bir araçtır.
  • Matematik, insan yapısı ve insan beyninin yarattığı bir soyutlamadır.
  • Matematik, bir düşünce biçimidir.
  • Matematik, mantıksal bir sistemdir.
  • Matematik, matematikçilerin oynadığı bir oyundur.
  • Matematik, bir cevizdir. Nasıl cevizi yemek için kırmak gerekiyorsa, matematiği anlamak için de içine girmek gerekir.
  • Matematik, bir anahtardır.
  • Matematik, bir değerdir.
  • Matematik; dil, ırk, din ve ülke tanımadan uygarlıklara zenginleşerek geçen sağlam, kullanışlı evrensel bir dil, bir ekindir. Birey için, toplum için, bilim için, teknoloji için vazgeçilmez değerdedir. Yayılma alanına ve derinliğine sınır konamayan bir bilimdir, bir sanattır.
  • Matematik, insan aklının yarattığı en büyük ortak değerdir.Evrenselliği onun gücüdür. Çağları aşarak bize ulaşmıştır. Çağları aşarak, yeni kuşaklara ulaşacaktır. Büyüyerek, gelişerek, insanlığa hizmet edecek; her zaman taptaze ve doğru kalacaktır.
  • Matematik, insanın düşünce sistemini düzenler.
  • Matematik, insanın doğru düşünmesini, analiz ve sentez yapabilmesini sağlar.
  • Matematik, doğruyu, gerçeği görmek, iyi düşünmek, sonuca giderek kazanmak, yani rahat bir hayat geçirmek demektir ve hayatımızda devamlı olarak mevcuttur.

Kısaca Matematik bir Yaşam biçimidir.

Matematiğin kendi değeri yanında, fizik, kimya ve dolayısıyla mühendislik ve askerlik gibi pratik alanlara ve bilhassa son zamanlarda biyoloji, ekonomi ve hatta sosyal bilimlere yardımı hızla arttığından, bu bilim her millet için hayati bir önem kazanmıştır.

SİZCE MATEMATİK nedir?